Kaç, kaç bizden, kaç

Birbirini kırmayan eğrilerle, halkalar çiziyorduk

Düşüyorduk, düşler kurarken

Bir noktadan diğerine, tüm bulutları kırıyorduk

Ölüyorduk, kabuslarımızı öldürürken

Kabuslarımızı boğarken, rüyalarımızla ölüyorduk

Gel, git denince ya da kaç, kaç bizden vakit varken

#946

Taipei, Taiwan